Bayrak!



Editörün Köşesi tarafından yazıldı.    Çarşamba, 27 Ekim 2010 18:55   
Hadi Sosyalleşelim!

Hadi hep beraber sosyalleşelim, bir sürü arkadaşımız olsun, ne yaptıklarını anlık öğrenelim, bizim ne yaptığımızı da onlar öğrensin. Nasıl mı? Başlayalım.

İlk önce bilgisayarımızın başına geçip en çok üyesi olan sosyal ağ sitelerini googleden bulalım. En popülerlerine üye olup profilimizi oluşturalım, hakkımızdaki bilgileri yazalım. Sonra da arkadaşlarımızı o sitelerde arayalım, bulduklarımızı arkadaş olarak ekleyelim, olmayanları da siteye davet edelim... Bitti mi? Hayır. Günlük fotoğraflarımızı, evde yaşadıklarımızı sosyal ağ sitelerine aktaralım...

Sosyalleşmemiz için yapmamız gerekenler bunlar mı?

Günümüz teknolojisinin iyi yönleri olduğu gibi kötü yönleride oldukça fazla. Bu kötü yanlarından birisi de bugün milyonlarca kişinin kullandığı sosyal ağlar diyebilirim. İlk başlarda arkadaşlarını bulma ihitiyacı ile bu serüvenin içine girilse de daha sonra kabına sığmayan bir dolaşım haline gelmektedir. Gün geçtikçe televizyonlarda yayınlanan biri bizi gözetliyor programını internet ortamına taşıyarak birilerini gözetliyor, takip ediyoruz ve birilerinin gözetimi altına giriyoruz.

Bir virüs gibi yayılan birilerinin hayatlarını öğrenme ve hayatımızı aktarma isteği hayatımızın her yerini sarıyor. Artık çevremizde araç kullanırken bile sosyal ağlarla iletişim içinde olan birilerini görmek bizleri şaşırtmıyor. Kısacası bu merak can alıcı noktalara kadar varmış durumda.

Sosyal ağların hep olumsuz taraflarından bahsettik ama olumlu yanlarıda var muhakkak; Dost ve arkadaşların aralarındaki iletişimin kopartılmasına ve daha görüşülmemesine anlam veremesem de, eski dostların ve arkadaşların tekrar birbirlerini bulabilme olasılığının olması ve ortak görüşe sahip insanların bir araya toplanarak ortak fikirlerini sunabilmesi gibi yararları vardır. Ama harcanan zaman, kültürümüzün kaybolması, ahlaki değerlere verdiğimiz önemin azalması ve olumlu şekilde kullanan kullanıcı sayısının tüm kullanacılara oranla yok denecek kadar az olması sosyal ağların olumsuz taraflarını daha etkin hale getirmektedir.

Ya önceleri gibi bu kadar sosyal olmasaydık?...
Önceden arkadaşlarımızla dostlarımızla yüz yüze görüşür sohbet ederdik, aynı çayın kokusunu alarak aynı sıcaklıkta beraber içerdik. Sayısı şimdiki arkadaş sayımıza göre çok az olurdu ama kötü günde hepsi yanımızda olan arkadaşlarımız olurdu. Komşuya misafirliğe gidilir ve komşu misafirliğe gelirdi. Çocuklar ödevini yapar, kitap okumaya da zaman bulurdu... Ve dahası.

Öyleyse şimdi nasıl sosyalleşmemiz gerektiği kararını siz verin!

Texas’taki Sam Houston State Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Miller'in bir makalesiyle yazımı burada sonlandırıyorum.

Prof. Miller, yayımladığı araştırmasında, son yıllarda özellikle gençler arasında utanma duygusunun gittikçe ortadan kaybolduğunu ve bunun en büyük nedeninin teknoloji olduğunu belirtti. İngiliz Times gazetesi yazarı Nicola Pearson, Miller’ın araştırmalarından ve kendi tecrübelerinden yola çıkarak, “Artık hiçbir şeyden utanmıyor muyuz?” başlıklı bir makale yayımladı. Bir gün eve giderken yol kenarında karanlık bir köşede seks yapan bir çift gördüğünü anlatan Pearson, “Beni gördüklerinde utanmıştan çok, onları rahatsız ettiğim için kızmışa benziyorlardı” diye yazdı.
“Utanmak, tek başınayken hissettiğiniz bir his değil, sosyal bir duygudur. Başka insanların hakkınızda ne düşündüğünü umursadığınızı gösterir” diyen Pearson, Prof. Miller’ın da bu konudaki şu saptamalarına yer verdi: “Twitter ve facebook’ta her düşüncemizi açıklamaya öylesine alıştık ki, gittikçe duyarsızlaşıyoruz ve insanların ne düşündüğünü umursamaz hale geliyoruz. Biri Bizi Gözetliyor gibi yarışmalarda insanların sürekli kendilerini aptal yerine koyup bir de bundan para kazandığını görünce, utanacak bir şey kalmıyor.

‘Duygusuzlaşıyoruz’
Utanma duygusu, insanların toplumda kabul görmek istediğini gösterir. Bizim ne düşündüğümüzü umursamayan insanlardan hoşlanmayız ve onlara güvenmeyiz. Utanmak istemeyen insanlar daha düşünceli, dikkatli ve saygılı davranırlar. Utanma duygusu olmazsa davranışlarımızı hiçbir şekilde kısıtlama ihtiyacı duymayız. Nezaket gösterme ve doğru-yanlış ayrımı ortadan kalkarsa duygusuzlaşırız ve diğer insanların hayatını zorlaştırırız.”

Yorumlar (2)Add Comment
Turgay Torun
...
yazar Turgay Torun, Ekim 28, 2010
İşte ben o ayrımı yapamıyorumsmilies/smiley.gif nerede olursa olsun "gerçek" olmalı.
"Dost ve arkadaşların aralarındaki iletişimin kopartılmasına ve daha görüşülmemesine anlam veremesem de..." cümlesinde geçen dost ve arkadaşlar ise, bir zamanlar yüz yüze görüştüğümüz dostlarımız ve arkadaşlarımız. İster sanalda olsun isterse canlı, farketmez. Ama sanal dost veya arkadaş olarak yeni bir kavramın ortaya çıktığını kabul edebilirizsmilies/smiley.gif
Aydın ŞİMŞEK
...
yazar Aydın ŞİMŞEK, Ekim 28, 2010
"Dost ve arkadaşların aralarındaki iletişimin kopartılmasına ve daha görüşülmemesine anlam veremesem de..." Cümlesi ile gerçekten irdelenmesi gereken bir konuyu belirtmişsiniz aslında.
Sosyal ağ sitelerindeki dost ve arkadaşlarımız! dediğimiz zaman acaba bildiğimiz "dost ve arkadaş" değil de güncel bir anlamı olan yeni bir kelimeyi mi ifade ediyoruz ki? Bir kavram karmaşası içindeyiz madem çözüme ulaşana kadar Gerçek dost-Sanal Dost diye ikiye ayıralım çevremizdekileri de haksızlık olmasın...Kankaları da unutmamak lazımsmilies/smiley.gif

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy
Son Güncelleme ( Pazar, 12 Aralık 2010 15:42 )
 

Gelİşmİş İstatİstİkler

Toplam Üye:361
Aktif Üyeler:360
Son Üyemiz:furkanrep
Son Ziyaretçi:fotoşen
İçerik:2053
İçerik Okunma:584320
Link:121

ZİYARETÇİLER

mod_vvisit_counterBugün763
mod_vvisit_counterDün934
mod_vvisit_counterBu Hafta4366
mod_vvisit_counterGeçen Hafta4661
mod_vvisit_counterBu Ay18676
mod_vvisit_counterGeçen Ay25441
mod_vvisit_counterTümü640233

IP No: 38.107.179.237